Sosyal Pislik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Pislik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2010 Perşembe

BÜZÜN ABLA'N OLSUN DERDiNE DERMAN



Sevgili Büzün Abla,

Geçen gün annemle pazarda gezerken meyveciden düşen muza basıp üstüne düştüm. Acaba bekaretim bozulmuş mudur?

Rumuz: Çikita

* * * * *
Gerzek kızım senden bi halt olmaz! Sana tavsiyem bir avuç uyku hapını şöyle bir bardak dolusu viski ile güzelce yuvarlaman! Derin bir uyku çek, hiç bir şeyin kalmayacak!

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _


Sevgili Büzün Abla,

Babam benimle neredeyse hiç konuşmuyor. Bana beni sevdiğini hiç söylemiyor, bir gün olsun “Oğlum gel maça gidelim seninle.” demiyor. Ama bazı geceler babam odama gelip bana arkadan sarılıp bir süre sonra titremeye başlıyor. Sonra da kalkıp gidiyor. Gün içinde sevgisini göstermediği için çok üzülüyor ve gece gelip sevip ağlıyor sanırım. Ne yapmam lazım?

Rumuz: fatherfigure

* * * * *
Baban seni sandığından daha çok seviyor oğlum. Herkes sevgisini başka türlü gösterir. O da öyle bir adamcağız sanırım. Dalga mı geçiyorsun, ciddi misin anlamadım. Aa madara olduk heralde çoluğa çocuğa! Ciddiysen de bir dahaki sefere gece yatarken altına bir şey giyme, o zaman ne kadar sevildiğini daha iyi anlarsın geleceği parlak evladım benim.


Büzün Abla'nızın e-mail adresi: buzunablanderman@hotmail.com

15 Temmuz 2010 Perşembe

PLAJLARDA " ANNE BAK! " TERÖRÜ

Kumluk deyip de geçmeyin demiştim alttaki yazının sonuna doğru. En fena yerdir kumluk kıyı bölge. Hatta dalgakıranlı sahillerde "iç taraf” olarak da bilinir. Orası en sevimsiz, en cırtlak sesli ve yüzme bilsin bilmesin ısrarla orada şovuna devam eden AB-çocuklarının olduğu kısımdır. AB, Avrupa Birliği ile alakalı bir kısaltma değil burada. AB’nin açılımı Anne Bak'tır.

Aslında bu cinnetlik AB-çocuklarının yaptıkları şey üstün bir dalıcılık ya da stilli atlayıcılık bilgisi gerektirmemektedir. Yani onları izlemek ve önemsemek için tek bir neden bile yoktur ama suya her koşarak giriş / bodoslama atlayış / embesilleme dalış (ayaklar yere basmasına rağmen sadece kafayı suya daldırıp kolları çırpıştırmak) öncesinde özel mantralarını söylerler: Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak!...


Bu adı geçen annenin hemen baktığı görülmüş şey değildir, hatta 5. “Anne Bak!” esnasında öz çocuğunu tanımamazlıktan gelecek kadar yüzsüzleşir. Haklı ama kadın, kim olsa utanır. Sonra 8. “Anne bak!” cırlamasıyla birlikte zavallı kadıncağız pes etmiş bir şekilde gözlerini devirip suratında sahte bir gülümseme ile merakla izliyormuş taklidi yapar. Ama dikkati yanındaki hanım arkadaşının anlattıklarının üzerindedir. Bu yüzden çocuk orda zıplarken alçaktan uçan bir martıya kafayı gömse -şahane- ya da atlayınca direkt kayalık zemine çakılsa -klişe ama kesin çözüm- kadının farketmesi 5 saniye kadar sürebilir :)

Ama bu gibi ihtimaller nedense hiç bir zaman gerçekleşmez ve o canavar AB çocuğu 2 dakika içinde denizden sapasağlam çıkar. Köpek gibi saçını başını sallayarak kendini kurutup çevresindekileri ıslattıktan sonra ritüeline kaldığı yerden devam eder: 

Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak!..

PLAJ GERİLLALARI: TERBİYESİZ YAŞLILAR


Sabahları rakiplerinden daha vakitlice gidip en uçtaki şezlogları kim kapacak? Evet, Önümüzdeki pazartesi sabahından itibaren bir kaç haftalığına gün içindeki en büyük derdimin bu olmasını diliyorum!

Bu sene de alt sitenin sevgi ve saygı yoksunu kokoş moruklarına göz açtırmaya niyetim yok! Muhtemelen bir-bir buçuk aydır oradalardır zaten; ama sefa bitti! Püsküllü belaları (ben) savaş alanına geri dönmeye hazırlanıyor. Kendi bölgemi korumak ve maruz kalacağım terbiyesizce üste çıkmaların intikamını almak için yapacaklarım geçen senekiler kadar insaflı olmayacak! Bana ne mi yaptılar? Bilerek rahatsız etmeye çalışıp oradan kaldırmak için türlü şarlatanlıklar.. Önemli olan onların neler yaptığı değil, karşılığında benim neler yaptığım.


Geçen yazdan bir örnek vereyim, hem aklınızda bulunsun; işe yaradığı tarafımca kanıtlanmış bir püskürtme yöntemidir. Öncelikle uğruna savaşılan en uç şezlong bölgesine düşman moruk grubundan çok daha erken gidip, o şezlongların ayaklarına itinayla Cola döktüm. Sonra savaşa bir gün ara vermişcesine bölgeyi izleyebileceğim güvenli uzaklıktaki en yakın şezlonga –tabii yüzde hain bir gülümseme ile- konuçlandım :)

Durumdan habersiz olan kokoş, terbiyesiz ve sevgi ile saygı yoksunu moruk arkadaş grubu gelip şezlongları onlar kapmışcasına sevinerek yayılır da yayılırlar. Ama bilmedikleri bir şey vardır; bu sevinçleri öğlen sıcağı bastırdıkça gittikçe azalıp yerini işkenceye bırakacaktır.
Sıcağın artmasıyla beraber kızışan Cola’nın kokusunu algılayan kıyı şeridi arıları (kısacası b*k ve çöp yiyici arılar) etraflarını sarıp onlara huzur vermezken bendeniz bulunduğum güvenli mesafeden olayı izleyerek neşeme neşe katmaktaydım :)

Tabii fazla dayanamayınca dalgakıran üstü bölgesinden defolup o saate boş şezlongun bulunabildiği tek yer olan kumluk kıyı kısma ikilediler.

Kumluk kısım deyip geçmeyin. Oranın cinneti ayrı. Üstteki yazıda :)

31 Mart 2010 Çarşamba

HAYVANLAR İÇİN GENELEV PROJESİ



Aklıma sokak hayvanları yararına bir fikir geldi.

Efendim şimdi güzel görünümlü kedilerden başlayacağız olaya. Alıp aşılarını yaptıracağız önce ve sonra dönemsel olarak henüz kısırlaştırmaya hazır olmayan ya da sahipleri kısırlaştırmaya karşı olan kedilerin azıp kudurma dönemindeki kurtuluşu olacaklar :)

Kedisinin hamile kalmasını isteyen ya da bir dişi kediyi hamile bıraktırıp yavruları almak isteyen müşteriler için daha farklı bir ücret tarifesi olacak. Tabii ki de bir yavru her zaman sermayeye katılmak üzere ufaktan yetiştirilecek.

Biriken para ile yeni kedilerin alımının yanında bir süre sonra arz-talep doğrultusunda  ilgi ve yuvaya muhtaç köpeklerin de alımına başlanabilir. Belli yaşı geçip cinsel çekiciliğini kaybeden hayvancıklarımızı da asla sokaklara terketmiyoruz. Onlar da evimizin şirin maskotları olarak gelen hayvan sahiplerini bekleme odasında eğlendirmek üzere hizmete devam ediyor olacaklar.

Bana çok kazançlı bir yatırım gibi geldi:
1-Sermaye için çok fazla para akıtmaya gerek yok.
2-Sermaye kendini çoğaltacak
3-Hayvanların bu durumdan şikayetçi olacaklarını sanmam
4-Sokaklarda ölüme terkedilmelerindense hizmet sektörüne girsinler

1 Mart 2010 Pazartesi

FUR IS MURDER (Altıma doğru..)



Bir çok insan gibi benim de kürk giyimi hakkında bazı düşüncelerim var. Gerçek hayvan postundan üretilen kürklerin giyilmesine karşıyım ama PETA ile aynı düşünceleri savunarak değil. Karşıyım çünkü hayvanları o kadar sevmiyorum ve kürklerinin giyilmesi bana çok iğrenç geliyor.


PS: PETA, Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler anlamına geliyor. Yakın zamanda balık yenmesine bile karşı çıktılar. Balıktan zaten nefret ederim ama bu da tam bir saçmalık!

28 Şubat 2010 Pazar

HAYATIN iRONiSi

Akrep Nalan'ın ezerek öldürdüğü köpeğinin adının BAHTiYAR olduğunu biliyor muydunuz?


PS: Diğer köpeği de bu olaydan bir süre sonra havuzda boğulmuş olarak bulundu. Heralde Bahtiyar gibi hazin, acılı ve de beklenmedik bir ölümdense intihar etmeyi tercih etti.. Akrep Nalan'ın acısını paylaşıyorum..