Plaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Plaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2010 Salı

AAA SEN KiLO MU ALDIN-CI TEYZELER

İçinde bulunduğum durumdan dolayı sahil günlükleri konseptine bağlı kalarak devam ediyorum. Çünkü burada insanın gözüne takılan çok şey oluyor. Sahile inerken not defterim mutlaka çantamda. Görmeyi bilen biri için o kadar çok nokta var ki hakkında geyik yapılabilecek…

Mesela kış bitmiştir, bahar geçmiştir. Haliyle bir önceki yazın sonundaki bronz ve sıkı halden eser kalmamıştır (bir çoğumuz için, benim için). Bütün sene boyunca yüzünüzü bile görmemiş site sakini komşu teyzelerin bu olaya yaklaşımları hiç de yaşlarına başlarına yakışır olgunlukta değildir. Daha sezonun ilk selamlaşmasından sonra bazı teyzelerde ikinci cümle önceden bellidir. Kısacası şimdi inceleyeceğimiz yaz mottosu “Aaa sen kilo mu aldın?”. Her zaman derim, bazı olgunlar/yaşlılar gençlerden çok daha terbiyesiz ve düşüncesizler ki hep tersini iddia ederler.

-Sen kilo mu aldın? -Evet, aldım. Geçen kış da almıştım ama yazın fazlasıyla veriyorum. Böylece her yazın sonunda bir önceki yazdan daha da incelmiş oluyorum! Ayrıca olmasam bile, sana ne be kadın, görür görmez söylenecek şey mi bu? Hayvan!

Ben seni gördüğüm zaman “Aaa, morumuşsun!”, “Kaz ayaklarınız bu kış artık at toynağı olmuş.” ya da “Aaa, onlar yaşlılık beni mi?” gibi gerçekleri tüm çıplaklığı ile göz önüne seren cümleler sarfetsem ne hissedersin? Terbiyesiz, der geçip gidersin değil mi? Ama sen yapınca oluyor, sana göre! Sevimsiz…

Bir daha ağzınızdan duyayım o cümleyi, görün bak neler diyeceğim!

15 Temmuz 2010 Perşembe

PLAJLARDA " ANNE BAK! " TERÖRÜ

Kumluk deyip de geçmeyin demiştim alttaki yazının sonuna doğru. En fena yerdir kumluk kıyı bölge. Hatta dalgakıranlı sahillerde "iç taraf” olarak da bilinir. Orası en sevimsiz, en cırtlak sesli ve yüzme bilsin bilmesin ısrarla orada şovuna devam eden AB-çocuklarının olduğu kısımdır. AB, Avrupa Birliği ile alakalı bir kısaltma değil burada. AB’nin açılımı Anne Bak'tır.

Aslında bu cinnetlik AB-çocuklarının yaptıkları şey üstün bir dalıcılık ya da stilli atlayıcılık bilgisi gerektirmemektedir. Yani onları izlemek ve önemsemek için tek bir neden bile yoktur ama suya her koşarak giriş / bodoslama atlayış / embesilleme dalış (ayaklar yere basmasına rağmen sadece kafayı suya daldırıp kolları çırpıştırmak) öncesinde özel mantralarını söylerler: Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak!...


Bu adı geçen annenin hemen baktığı görülmüş şey değildir, hatta 5. “Anne Bak!” esnasında öz çocuğunu tanımamazlıktan gelecek kadar yüzsüzleşir. Haklı ama kadın, kim olsa utanır. Sonra 8. “Anne bak!” cırlamasıyla birlikte zavallı kadıncağız pes etmiş bir şekilde gözlerini devirip suratında sahte bir gülümseme ile merakla izliyormuş taklidi yapar. Ama dikkati yanındaki hanım arkadaşının anlattıklarının üzerindedir. Bu yüzden çocuk orda zıplarken alçaktan uçan bir martıya kafayı gömse -şahane- ya da atlayınca direkt kayalık zemine çakılsa -klişe ama kesin çözüm- kadının farketmesi 5 saniye kadar sürebilir :)

Ama bu gibi ihtimaller nedense hiç bir zaman gerçekleşmez ve o canavar AB çocuğu 2 dakika içinde denizden sapasağlam çıkar. Köpek gibi saçını başını sallayarak kendini kurutup çevresindekileri ıslattıktan sonra ritüeline kaldığı yerden devam eder: 

Anne bak! Anne bak! Anne bak! Anne bak!..

PLAJ GERİLLALARI: TERBİYESİZ YAŞLILAR


Sabahları rakiplerinden daha vakitlice gidip en uçtaki şezlogları kim kapacak? Evet, Önümüzdeki pazartesi sabahından itibaren bir kaç haftalığına gün içindeki en büyük derdimin bu olmasını diliyorum!

Bu sene de alt sitenin sevgi ve saygı yoksunu kokoş moruklarına göz açtırmaya niyetim yok! Muhtemelen bir-bir buçuk aydır oradalardır zaten; ama sefa bitti! Püsküllü belaları (ben) savaş alanına geri dönmeye hazırlanıyor. Kendi bölgemi korumak ve maruz kalacağım terbiyesizce üste çıkmaların intikamını almak için yapacaklarım geçen senekiler kadar insaflı olmayacak! Bana ne mi yaptılar? Bilerek rahatsız etmeye çalışıp oradan kaldırmak için türlü şarlatanlıklar.. Önemli olan onların neler yaptığı değil, karşılığında benim neler yaptığım.


Geçen yazdan bir örnek vereyim, hem aklınızda bulunsun; işe yaradığı tarafımca kanıtlanmış bir püskürtme yöntemidir. Öncelikle uğruna savaşılan en uç şezlong bölgesine düşman moruk grubundan çok daha erken gidip, o şezlongların ayaklarına itinayla Cola döktüm. Sonra savaşa bir gün ara vermişcesine bölgeyi izleyebileceğim güvenli uzaklıktaki en yakın şezlonga –tabii yüzde hain bir gülümseme ile- konuçlandım :)

Durumdan habersiz olan kokoş, terbiyesiz ve sevgi ile saygı yoksunu moruk arkadaş grubu gelip şezlongları onlar kapmışcasına sevinerek yayılır da yayılırlar. Ama bilmedikleri bir şey vardır; bu sevinçleri öğlen sıcağı bastırdıkça gittikçe azalıp yerini işkenceye bırakacaktır.
Sıcağın artmasıyla beraber kızışan Cola’nın kokusunu algılayan kıyı şeridi arıları (kısacası b*k ve çöp yiyici arılar) etraflarını sarıp onlara huzur vermezken bendeniz bulunduğum güvenli mesafeden olayı izleyerek neşeme neşe katmaktaydım :)

Tabii fazla dayanamayınca dalgakıran üstü bölgesinden defolup o saate boş şezlongun bulunabildiği tek yer olan kumluk kıyı kısma ikilediler.

Kumluk kısım deyip geçmeyin. Oranın cinneti ayrı. Üstteki yazıda :)